24 Mart 2009 Salı

Baykal , Türkiye ve 2. Dünya Savaşı


Bloglarıma Deniz Baykal'la başlamak istemezdim ama bi yerde mecbur kaldım. Malum yerel seçimler yaklaşıyor ve her seçimdeki gibi sandık tünelin ucunda görününce seviye düşüyor garip suçlamalar ve iddialar ortaya atılıyor. Söz ettiğim gibi ithamlar her iki taraftan da -hem muhalefet hem de iktidar- yaylım ateşi şeklinde geliyor. Ancak son zamanların modası olan "karne" davası dikkatimi çekti. Bilmeyenler için anlatayım, Erdoğan CHP iktidarlarını halkı karne ile tüketim maddelerini almaya mecbur bıraktığını söylerken, Baykal ise bu durumun 2. Dünya Savaşı yıllarında gerçekleşen ve zamanın cumhurbaşkanı ismet İnönü'nün Türkiye'yi savaştan uzak tutmak için verdiği mücadelenin bir sonucu olarak görerek bu önermeye karşı çıkıyor.

Erdoğan'ın genç iktidarıyla küflenmeye başlamış gerçeklere gönderme yapması etik değil, ama CHP'nin bu ithamlara cevabı da bir o kadara anlamsız. Ben 24 yaşındayım ve ebeveyinlerimin hatırladığı karne dönemleri Dünya Savaşı zamanında olamaz. Baykal 60 lar ve 70 lerdeki durumları göz ardı ederek argümanına sağlamlık kazandırmaya çalışıyor. Ama bunu yaparken sarfettiği cümleler dikkat çekici. İsmet İnönü'nün Türkiye'yi savaştan kurtardığını iddia ediyor. Peki aslında gerçekten Türkiye, tüm Dünya'yı saran bu savaştan uzak durabildi mi?

2. Dünya Savaşı yılları Türkiye'sinin durumunu ele almak gerekiyor öncelikle. O yıllarda ülkemizin nüfusu hızla artarken gerekli atılımlar bir türlü yapılamamıştır. Türkiye tarımsal olarak kendine yeten bir ülke haline gelememiştir. Birçok önemli tarım ürünü, başlıcaları pamuk ve buğday olmak üzere, İngilizler'in kontrolündeki Mısır'dan ithal ediliyordur. Bunun saonucu olarak savaş öncesinde İngilizler'le yakınlaşma sağlanmıştır. Ancak Almanya'nın tavırları Türkiye'yi bu ülkeyle bir saldırmazlık paktı imzalamaya mecbur bırakmıştır. Bu tip anlaşmaların Almanya'yı pek bağlamadığı da daha sonra görülmüştür.

Savaş başladıktan sonra ise durumumuz kötüleşmeye başladı. akdeniz'e açılan Alman denizaltıları Atlantik'teki şhretlerini devam ettirmeye kararlıdırlar ve Mısır'a giden ve Mısır'dan hareket eden tüm gemileri hedef almaya başladıklarında Türkiye'nin zaten az olan buğday stokları iyice tehlikeye girmiştir. Üstelik Almanlar İtalyanlar'ın Yunanistan'daki başarısızlıklarını fırsat bilip tüm Balkanlar'a yayılarak Trakya sınırlarımıza dayanmışlardır. Birkaç yıl önce Bulgaristanın Türkiye sınırına yakın ormaların içerisinde bulunan Alman tankları, ve Karadeniz'e Tuna yoluyla indiği tespit edilen batık Alman denizaltıları aslında üzerimize yönelen tehlikeyi işaret etmektedir.

Üstüne üstlük, savaşın son zamanlarında Müttefikler, iki sebepten ötürü bizi savaşa sokmak için büyük çaba sarfetmişlerdir. Birinci sebep Almanlar'ı yeni cepheler açarak zayıtlatmak, ikincisi ise Türkiye'den hareket eden Müttefik güçlerinin Sovyetler'in tüm Doğu Avrupa'ya hakim olmasını önlemelerini sağlamaktı. Ayrıca Müttefikler Türk askerinin savaşma azmine ve cesaretine de ihtiyaç duyuyorlardı. Avrupa savaşını yönetenlerde ikisi General D. Eisenhower ve İngiliz başbakanı W. Churchill daha sonra yayınladıkları anılarında Türk askerlerine olan hayranlıklarını ve Türkiye'nin o dönemde savaşa girmesini ne kadar istediklerini açıklamışlarıdır.

Sonuçta felaket senaryoları gerçekleşmedi ve Türkiye olmadan da Almanya mağlup edildi.Ancak Türkiye yine de savaşa girmeye mecbur kaldı. Fiilen savaşmasak da Birleşmiş Milletler'e üye olabilmek için savaşa girmeyi şart koşan Müttefikler yüzünden Türkiye Japonya ve Almanya'ya savaş ilan etmiştir. Türkiye
2. Dünya Savaşı'nda yer almasa da kendisiyle pek ilgili olmayan Kore Savaşı'na katılmaya mecbur kalmış, Müttefkler'in desteğini kaybedince de İtalya'nın elinden alınan 12 Ada'nın Yunanistan'a verilmesine mani olamamıştır.


Tüm çekilen eziyetleri, kıtlık ve açlığı, Kore'de ne için savaştığı ve şehit olduğu belli olmayan
Türk askerlerini ve uluslararası düzeyde kaybedilen ve hala geri kazanılması için mücadele verilen prestijimizi düşününce savaşa gerçekten girmedik mi ve savaşa girmeli miydik soruları insanın aklını karıştırmıyor değil...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder